Kitap Arası
Kitap sayfalarının arasında, zamanda yolculuk...
12 Eylül 2013
Sen misin Erdoğan'ı seven !!!
Bu ülkede herşeyi, ama herşeyi savunabilirsiniz. Ensesti, ahlaksızlığı, namussuzluğu ve hatta terörü göğsünüzü gere gere savunabilirsiniz. Ama başörtüsünü ve başörtülülerin eğitim hakkını savunamazsınız.
Bu ülkede herkesi, ama herkesi sevebilirsiniz. Öcalan'ı, darbeci Sisi'yi, katliamcı Esed'i darbeci paşaları, darbeye çanak tutan holding sahiplerini, gazetecileri ve 200 TL karşılığında ayaklanan vandalları ve daha nicelerini.. Ama Recep Tayyip Erdoğan'ı sevemezsiniz.
4 Eylül 2013
Yalnızlık Zor Şekerim - Nihal Bengisu
(...) “Şekerim, Allah aşkına, ne işimiz olur bizim Filistin’le? Ayetel Mursi’yle, Rabia denen kadınla filan. Bunlar evli mi sevgili mi nedir, takip de edemedim, tatildeydim biliyosun...
Ne cüretle kalkıp ‘Siz adam öldürmeyi de iyi bilirsiniz’ filan dersin bi kere ? Ne cüretle ‘one minute’ çekersin. Ben demiştim ama, İsrail küçük Amerika, bunu bize ödetirler Ferit, demiştim. Bu işte bir yalnızlık var demiştim o gün. Neymiş, İsrail Filistinlileri öldürüyormuş. So what? İsrail güçlü, adamların arkasında Amerika var. Amerika ile de iyi geçinmek lazım öyle değil mi? Bak bunu bile öngöremediler. Bi’ de Suriye çıktı şimdi... Neymiş, Esad zalimmiş. Aramızda kalsın, adam haklı. ‘Bizim mücadelemiz İslamcılarla’ demedi mi? Bir kere taa oradan, kafadan on puan... Hayır, bi’ de, 100 bin insan ölmüş filan. Ee? Her yıl yetersiz beslenme nedeniyle yüz binlerce bebek ölüyor. Kasıyor muyuz? Hayır. Okay, üzüldük tamam. Ama hayatın şeysi bu. Taaa fizandaki Suriye’de taraf yaptılar bizi kardeş, burnumuzun dibi yaa, korkuyorum inan ki. Karışmayacaktık hiç, bak yalnız kaldık işte. Bi’ de kalkmışlar Amerika üstüne düşeni yapmalı filan diyorlar. Her şey bir yana Esma’ya kıyamam ayol. Bi’ bizimkilerin eşlerine bak, bir de zalim dedikleri Esad’ın eşine bak. Kadın su gibi.9 Temmuz 2013
Resmî tarihin Sultan Vahdettin saplantısı
1918 şartlarında İngilizleri tutmayan var mıydı ki, Hürriyet gazetesinde yer alan bir köşe yazısında(1), Mondros Mütarekesi’ni ve İngiliz himayesini kabullendiği için Sultan Vahdettin’e hain yaftası yapıştırılabiliyor?
Açın bakın, Mondros’ta İngiltere ile aramızda rica minnet çöpçatanlık yapan General Townshend’in hatıralarını, İngiliz gemileri kasım ayında Çanakkale’den nasıl birer ‘kurtarıcı prens’ olarak girmişlerdir, hayretle görürsünüz. Hadi onu bulamadınız diyelim, bari tarihçi Orhan Koloğlu’nun 1918 yılı üzerine yazdığı kitabındaki(2) basın taramasını okuyun ve zamanın PTT’sinin Mondros Mütarekesi’ni kutlamak için tam 22 bin serilik bir posta pulu çıkardığını hayret ve ibretle görün.
Açın bakın, Mondros’ta İngiltere ile aramızda rica minnet çöpçatanlık yapan General Townshend’in hatıralarını, İngiliz gemileri kasım ayında Çanakkale’den nasıl birer ‘kurtarıcı prens’ olarak girmişlerdir, hayretle görürsünüz. Hadi onu bulamadınız diyelim, bari tarihçi Orhan Koloğlu’nun 1918 yılı üzerine yazdığı kitabındaki(2) basın taramasını okuyun ve zamanın PTT’sinin Mondros Mütarekesi’ni kutlamak için tam 22 bin serilik bir posta pulu çıkardığını hayret ve ibretle görün.
27 Haziran 2013
Suçlu Kim? - Cemil Meriç
Kıyasıya bir savaştı bu, Haç'la Hilâl'in, Batı'yla Doğu'nun, iman'la inkâr'ın savaşı...Hisarlar düşüyordu birer birer. Dost düşmana karıştı. Müstağripler bir ağızdan haykırıyordu. Teceddüt, teceddüt...
Nihayet İstiklal Savaşı...Yangın alevleri içinde doğan genç bir devlet. Evet, çetin bir imtihandan yüz akıyla çıkmıştık. Ateş mazinin bir çok levslerini temizlemişti, ama Pyrhusvâri bir zaferdi bu. Batı'nın silâhlı saldırısını püskürtmüş, Batılılaşma sevdasından kurtulamamıştık. Avrupa vazgeçmemişti avından. Aydınlar devrilen hisarlar karşısında sevinç çığlıkları atıyordu. Düşmanın teslim alamadığı tek kale almıştı: hafıza, yani dil. Bugünü düne bağlayan köprü uçurulmadıkça tarihten kopamazdık. Tasfiyecilerin her taarruzu bozguna uğruyordu. Karşılarında mabedin şuurlu ve inanmış bekçileri vardı.
13 Haziran 2013
Masum Eylemcilerin Kirli Yüzünü! Mesele Din Düşmanlığıymış Meğer! Başörtüsü haa... Vurun şuna...
Z.D, dehşet anlarını anlattı: Bir taraftan ‘Bu üllkenin gerçek sahibi biziz, anladınız mı ulan’ diye bağırıyorlar, bir taraftan tekmeliyorlardı. ‘Kutsal başörtüsüymüş, görün bakalım kutsalı, size neler yapacağız’ diyerek aklınızın bile almayacağı şekilde küfrettiler, vurdular, vurdular...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



