![]() |
| Ayasofya Camii |
ATATÜRKÜN İMZASI TAKLİT Mİ EDİLDİ ?
Ayasofya Camiini müzeye çeviren kararname çelişkilerle dolu. Atatürk imzaları birbirine uymazken kararname üzerindeki kayıt numaraları bile birbirine zıt. En ilginç konu ise kararnamede İbadete kapatılacak hükmünün bulunmaması.
Ayasofya, kilise olarak kullanıldığı dokuz yüz yıl Bizansın sembol mabetlerinden biriydi. Osmanlının fethiyle, sonrasındaki 500 yılda ibadet edilen bir cami oldu. Şimdi ise bir müze. Cumhuriyet Türkiyesinin belki de en fazla tartışılan konularından biri Ayasofya.Bu tarihi mekanla ilgili yeni bir çalışma kilise, cami, müze üçlemesinde yaşanan sırları deşifre ediyor. Osmanlı Araştırmaları Vakfı tarafından hazırlanan Üç Devir Bir Mabed: Ayasofya isimli çalışma, belgeler ışığında Cumhuriyet döneminde muallakta kalmış konulara ışık tutuyor. Yaklaşık 10 yılda hazırlanan eserde Nasıl müze oldu? Atatürk Ayasofya için ne düşünüyordu? Kararnamede yer alan Atatürkün imzası sahte miydi? gibi soruların cevabı aranıyor.
Ayasofyanın müze yapılmasına giden süreç, Sultan Abdülmecid döneminde Fossati tarafından yapılan restorasyonla başlıyor. Sabine Schlütere göre, arkeolojik yaklaşımıyla Fossati, Ayasofyaya üçlü bir konum getirdi: Kilise, cami, tarihi anıt. Müzeleşme yolundaki bu ilk adım, Byzantine Institute of Americanın 1931de başlayan çalışmalarıyla devam etti.
Tartışmaların asıl noktası ise Ayasofyanın müze haline getirilmesi kararı. Özellikle Atatürkün bu konudaki tavrının ne olduğu en çok merak edilen konular arasında. Atatürkün Ayasofya ile ilgili sır kalmış görüşleri yine bir sır olarak saklanan üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayarın aktardığı bilgilerde saklı. Bayar, Atatürke Yunan Başbakanının Atinada kendisine Balkan Paktını kabul edilebilmemiz için Ayasofya konusunu açtığını, Kamuoyunu memnun edecek bir ortam doğsa, belki bundan yararlanıp bir şeyler yapılabilir. dediğini aktarıyor. Bayar, taviz isteklerini söyleyince Atatürk de ona şöyle cevap veriyor: Az önce, Vakıflar Genel Müdürü buradaydı. Ayasofya Camiini tamir edecek para bulamıyorlar. Bugünkü hali ile harap ve bakımsız. Hatta mezbelelik. Ayasofyayı müze yapsak, hem harabiyetten kurtarsak, hem Yunanlılara bir jest yapsak Balkan Paktını kurtarabilir miyiz? Öyleyse yapalım. Bayar bu konuşma sonrasında, Ayasofya Camiinin müze haline dönüştüğünü iddia ediyor.Ayasofya Camii hakkında, Cumhuriyet dönemi boyunca çıkarılmış 5 Bakanlar Kurulu Kararı bulunuyor. Caminin tamiratı ve üzerinde araştırma yapılmasıyla ilgili kararnamelerin yanı sıra mabedin müzeye dönüştürülmesi kararnamesi de halen tartışılıyor. Ayasofyanın müzeye çevrilmesi için Ağustos 1934te İstanbul Müzeler Müdürü Aziz Ogan başkanlığında 9 kişilik bir heyet kurulur. Heyette Tahsin Öz, Efdalettin Tekiner, Prof. Osman Ferid, Alman Prof. Erkhard Ungar gibi önemli isimler vardır. Heyet, Ayasofyanın etrafındaki ana bina haricindeki bütün eserlerin ortadan kaldırılması ve Ayasofyanın bir müze olarak hazır hale getirilmesi yönünde 27 Ağustos 1934 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına bir rapor sunar. Raporda, ibadet kısmının kapatılıp Bizans Asarı Müzesi haline getirilmesi maddesi yer alır. Sadece Alman Profesör Erkhard Ungar, mabet kısmının aynen açık kalması gerektiği yönünde ısrar eder.
ATATÜRK' ÜN İMZASI
Bir tutarsızlık da kararname üzerinde bulunan ve Atatürke ait olduğu bildirilen imzayla ilgili. Atatürkün Soyadı Kanunundan önce Gazi Mustafa Kemal imzasını kullandığı, Ayasofya Kararnamesinin de 27 Kasım 1934 tarihli Soyadı Kanunundan 3 gün önce çıktığı dikkate alınırsa bu çelişki daha da artıyor. Zira Kararnamede ikinci kelimesi küçük a ile başlayan bir yazı şekli ile K.atatürk imzası bulunuyor. Tarihçi Cemal Kutay, Atatürkün soyadını 26 Kasım 1934ten sonra yani 27 Kasımdan itibaren kullandığını belirtiyor. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemale verilen Atatürk soyadının kullanılması 2587 sayılı kanun gereğince 27 Kasım 1934ten sonra mümkün.10 yıldır Ayasofya konusunu çalışan Yrd. Doç. Dr. Yaşar Baş, bu ayrıntının göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor. Başa göre Atatürk hukuki olmayan bir riske düşmez. Bu imza doğru kabul edilirse Atatürk bir gün önceki imzasının aksine, ancak Soyadı Kanunundan 3 gün önce Atatürk soyadını kullanmış. olur diyen Baş, Atatürkün Cumhurbaşkanı olarak kanun çıkmadan önce hukuki olmayan bir riske düşme pahasına Atatürk soyadını kullanarak bir imza atmayacağı ayrıca düşünülmesi gerekiyor. Atatürke soyadı verilmesiyle ilgili kanuna göre de Ayasofya Kararnamesi geçerli değildir. diyor.
Atatürkün söz konusu kararnamesinde yer alan imzası, normal imzası ile de örtüşmüyor. Bu durum İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 30 Ocak 1997 tarihinde de sabitleniyor. İsmail Kandemir isimli bir vatandaşın başvurusu üzerine Atatürkün imzasını inceleyen Emniyet, bu sonuca varıyor. Ancak Atatürkün, müzenin açılışına bizzat katılması gerçeği de göz ardı edilmemeli.
1924 Anayasasının 46. maddesine göre Bakanlar Kurulu, hükümetin genel politikasından sorumlu. Bu görevi yerine getirirken kararname de çıkarabilir. Ancak 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 52. maddesinin 1. fıkrasına göre, böyle bir kararname çıkarılabilmesi için anlaşmazlık halinde müracaat edilmesi gereken en üst mahkeme olan Danıştaydan bu konuda görüş alınması ve Danıştayın mütalaasının da kararnameye eklenmesi gerekirdi. Hukukçulara göre kararname, bu şartlar açısından da eksik olduğu için geçersiz sayılıyor.
Bir diğer tartışma konusu Ayasofya kimin? meselesi. Ayasofya vakıf malı ve vakfiyesi de Fatih Sultan Mehmete ait. 19 Şubat 1936 tarihli tapu senedine göre, Türkiye Cumhuriyeti tapu kayıtlarında bu gayrimenkul 57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmet Vakfı adına Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseyi Müştemil Ayasofya-yı Kebir Camii Şerifi vasfı ile cami olarak tapulu. Vakıflar Genel Müdürlüğü Emlak Dairesi Arşivindeki 1967 tarihli İstanbul Mazbut Hayrat Kütük Defterinde de bu mekan cami olarak kayıtlı bulunuyor ve sahibi Fatih Sultan Mehmet gösteriliyor.
Yaşar Baş, bütün bu eksikliklere rağmen, Ayasofyanın netameli bir kararnameyle müzeye dönüştürülmesinin birçok hukuk ihlaline sebep olduğunu söylüyor: Bu uygulamalar halen mevcut olan kanunlara ve Anayasaya aykırıdır. Bu hukuki gerekçe bilinmesine rağmen Ayasofya halen gerçek kimliğinden uzak tutuluyor. Kaldı ki, Ayasofya ille de başka bir kişi veya müesseseye mal edilecekse, ki bu doğru bir şey değil, Fatihin vakfiyesinde kaydedildiği gibi, ancak ve ancak onun vârisi olan kimselere verilebilir. Çünkü Fatihin şahsi mülküdür ve halen onun üzerine tapuludur.
Girişinde Fatih Sultan Mehmetin mührünün bulunduğu Ayasofya Vakfiyesi, 63.5 metre uzunluğunda. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde bulunan vakfiye, 1950de bir sergi için İngiltereye götürülüyor. Ancak, büyük zarar görüyor. Yırtılmış, yıpranmış halde tekrar Türkiyeye getirilen vakfiye yaklaşık 5 metresi eksik geliyor. Kesik parçaların nerede olduğu ve kimler tarafından koparıldığı hâlâ çözülmüş değil. Türkiyede ilgili makamların bu konuda bir araştırma ve çalışması da bulunmuyor.
FATİH SULTAN MEHMED' İN VASİYETİ
İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse,
Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.
Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.
Allah’ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir.
Fatih Sultan Mehmed Han - 1 Haziran 1453
(Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nde Bulunan
Ayasofya İle İlgili Arapça Vakfiyenin Tercümesi)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder